|
|
 |
 |
| Kurumsallaşma hikâyeleri |
 |
|
 |
Öncelikle yazıya konusu olmayan herkesi tenzih ediyorum. Türkiye'de her ne kadar şu an popülaritesini kaybetmiş olsa da bir zamanlar dillerde pelesenk olmuş birkaç kelime vardı. Bunlardan biri de, 'kurumsallaşmak, kurumsal firma' olmaktı. Türk Kurumu'na göre 'kurumsal'ın anlamı şu: 'Değişik birim ve fonksiyonlarıyla bir kurumun niteliklerine tam anlamıyla sahip olan.' Değişik birim ve fonksiyon konusunda yola çıkacak olursak.. Birçok firmada değişik birimler mevcut ama bu birimlerin fonksiyonları yok denecek az. Durum böyle olunca, kurumsallaştıklarını iddia eden firmalar maalesef kurumsal bir kimliğe sahip değiller. Her ne kadar; 'ciromuz şu, karlılık oranımız bu, şu kadar insan çalıştırıyoruz, bu kadar faaliyet gösteriyoruz' desinler, diyeceğim ama diyemiyorlar. Yani sorun da bu. Firmalara yaptıkları işlerle ilgili sorular sorulduğunda tepedeki yönetici haricinde kimse tek bir cevap veremiyor. Tepedeki yönetici ise nerede? Her aradığınızda yurtdışında. O zaman firma coşuyor, yeni müşteriler ediniliyor, yeni ortaklıklar kuruluyordur herhalde. Değil. Herkesin yurtdışında bir şekilde çok önemli işleri ama yılın çok büyük bir çoğunluğunu yurtdışında geçirmek kurumsallaşmak mıdır, kurumsallaşmanın gereği midir? Yurtdışındayken Türkiye'deki işlerle ilgilenmemek kurumsallaşmanın bir gereği midir? Aslında ne diyorum? Bütün özel sektör firmalarına gazeteci olarak, 'en önemli sorununuz nedir' diye sorduğumda; en fazla 'bürokrasi' cevabını aldım. Özel firmaların birçoğu, şu ya da bu konuda birçok kere bürokrasiyi aşamadıklarını söylediler, durdular. şimdi onlar bürokrasinin kanunlarını uyguluyorlar. Hantallaşmaya giden bir yola giriyorlar, aman dikkat! Sorarım size, bir soruya bir ayda cevap verilmez mi? Veremiyorlar. Çalışmaları hakkında bilgi dahi veremiyorlar. Çünkü pratikte bir şeyler yapılıyor ama teoriye gelince dili tutuluyor. Yani fizikten, astronomiden, cebirden, kuantum fiziğinden, izafiyet teorisinden falan soru sormuyorum. Direkt yapılan işler, yapılacak yatırımlar, yapılacak istihdam falan filan. Ama son kertede, biz kurumsal firmayız diyorlar. Kurumsallaşma nerede? Kurumsallaşmaya bir aşama yaklaşmış ama kurumsallaşamamış diğer firma türlerinde ise gelir geçer cevaplar geliyor. İki bilemedin üç satırlık cevap. Ya da risale. Aynı firmalar haber değeri çok minimum olan konularda ise, abartıdan kaçmadan destanı aratmayan bültenler döşüyorlar. Bu bültenlerde ise en fazla 'en' kelimesi önde koşuyor. Diğer kurumsallaşamayan firma tipi: Aile şirketleri. Birçok aile şirketi kurumsallaşmayı başarmıştır ama büyük bir çoğunluğu ikinci ve üçüncü nesilden sonra yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Sağlam bir altyapı oluşturulmadığı sürece amatörlükten çıkma çabası fayda getirmez. Zaten birçoğu kurumsallaşma iddiasında değildir, hatta gereksiz bulur. Bir sözden bir önceki söz: Benzer birçok olaya şahit oldum ancak yeni yaşanmış olaydan bahsetmek istiyorum. Bir firma için haberde kullanacağımız fotoğraf ve bilgi yetersizdi. Bu firma yabancı bir firma. Firmanın web sitesinde firmanın yönetim kurulunun isimleri ve e-posta adresleri var. Diyeceksiniz ki, Türkiye'de benzer örnekler var biliyorum. Yönetim kurulunun en tepesindeki kişinin e-posta adresine, 'bize şu boyutlarda, şu konuya ilişkin bilgi ve fotoğraflar gerekli, yollarsanız sevinirim' mesajı attık. kısa zamanda geri dönüş oldu. O zaman diyorum ki, işte kurumsallaşma. İnanıyorum ki, röportaj isteseydik, öncelik kesinlikle bizdik. Yani medya. Son söz: Kurumsallaşmada medyayla ilişikler çok önemli yer tutmaktadır. Profesyonel PR'larla, uzman iletişimcilerle çalışabilirsiniz fakat her konuda irade bende olacak diye tutturursanız, gidişat kurumsallaşma değildir. Ha bir de 'Kraldan çok kralcılar var o da ayrı bir konu.'
Şenel Özdemir senel.ozdemir@turkuvazdergi.com.tr |
 |
|