|
|
 |
 |
| UND: "2009, krizin gölgesinde bir yıldı" |
 |
| Uluslararası taşımacılık sektöründe yetki belgeli firma sayısının 1488, çekici sayısının ise 46 bin olduğunu kaydeden Dinçşahin, "Kriz şartları nedeniyle daralan iş hacmi sonucunda firmalarımız araç filolarının yüzde 25'ini atıl durumda parka çekmek zorunda kaldı" dedi. |
 |
Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) 2009'un krizin gölgesinde geçtiğini belirtti. Derneğin 2009 yılı ile ilgili hazırladığı 'Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Sektörü 2009 Raporu' düzenlenen bir basın toplantısı ile sektörle paylaşıldı. Toplantıda rapor hakkında bilgiler veren UND Başkanı Tamer Dinçşahin, küresel krizin dünya ticaretinde 2008 yılının dördüncü çeyreğinden itibaren keskin düşüşler yaşamasına neden olduğunu söyledi. Dış ticaret performansı bakımından Avrupa'nın en fazla zayıflayan bölge olduğuna dikkat çeken UND Başkanı Dinçşahin, "Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) tarafından yapılan açıklamaya göre krizden dolayı dünya ticaretinde yüzde 9'luk bir daralma söz konusudur" dedi.
YÜZDE 30'LARA VARAN DÜŞÜŞ "Taşımacılık sektörüne baktığımızda Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Birliği'nin (IRU) yapmış olduğu bir araştırmaya göre; ülke içi karayolu yük taşımaları hacmi yüzde 10-20 azalırken, uluslararası karayolu yük taşımaları hacmi yüzde 30'lara varan bir düşüş yaşamıştır. Yine aynı araştırmaya göre navlunlar yüzde 10, yeni araç tescilleri yüzde 30 oranında düşmüştür" diyen Başkan Dinçşahin, Türkiye'nin ise Dünya Bankası'nın yaptığı Lojistik Performans Endeksi'nde 155 ülke arasında 39'uncu sırada olduğunu belirtti. Türkiye'nin 2007'de yapılan Lojistik Performans Endeksi'nde ise sıralamada 34'üncü olduğunu hatırlatan Dinçşahin, Türkiye'nin son endekste 5 üzerinden 3.22 puan aldığını ve sıralamada 5 sıra gerilediğini söyledi. Türkiye'nin en düşük notu, gümrük işlemlerinin etkinliğinden aldığını ifade eden Dinçşahin, ülkemizdeki 2009 yılına ilişkin taşımacılık rakamları ile ilgili şu bilgileri verdi: "2009 Ocak-Kasım döneminde Türkiye'nin taşıma gelirleri yüzde 22 azaldı. Navlun gelirlerinde ise önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 12 düşüş gerçekleşerek, 11 ayda 1.6 milyar dolardan 1.3 milyar dolara indi. Yine aynı dönemde Türkiye toplam 125.6 milyar dolarlık ithalat yükü taşıması, 92.1 milyar dolarlık ihracat yükü taşıması gerçekleştirdi. Miktar olarak 119.5 bin ton ithalat yükü, 82.3 bin ton ihracat yükü taşıması gerçekleştirilirken, karayolu taşımacılığının payı değer olarak, ihracatta yüzde 42, ithalatta yüzde 24; denizyolunun payı ihracatta yüzde 45 ve ithalatta yüzde 55 oldu." Uluslararası karayolu eşya taşımacılığı sektöründe faaliyet gösteren yetki belgeli firma sayısının 1488'e, çekici sayısının ise 46 bine ulaştığını kaydeden Dinçşahin, "Ancak, kriz şartları nedeniyle daralan iş hacmi sonucunda firmalarımız araç filolarının yüzde 25'ini atıl durumda parka çekmek zorunda kaldı" dedi.
AVRUPA TAŞIMALARI YÜZDE 23 AZALDI Dinçşahin, uluslararası karayolu eşya taşıma istatistiklerine bakıldığında ise Türk araçlarının Avrupa ülkelerine yönelik karayolu eşya taşımalarının yüzde 23 azaldığı, Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ülkelerine yönelik taşımalarda özellikle Rusya ile yaşanan geçiş belgesi sorunlarının etkisiyle yüzde 5'lik bir azalma kaydedildiği, buna karşılık Körfez ülkelerini de içeren Ortadoğu bölgesine yönelik taşımalarımızda yüzde 25 ve Kuzey Afrika ülkelerine yönelik taşımalarımızda yüzde 8 civarında artış olduğunu kaydetti. Ülkemize ihraç yükü almak üzere boş giriş yapan yabancı araçların sayısında yüzde 17 artış olduğunu söyleyen Dinçşahin, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) tarafından yapılan açıklamaya göre ise TIR karnesi ve geçiş belgeleri sayılarında düşüşlerin olduğunu belirtti. 2009'da verilen geçiş belgesi sayısı, bir önceki yıla göre yüzde 18.59, TIR karnesi sayısı da yüzde 18.46 azaldığını söyleyen Dinçşahin, 2008'de 1 milyon 49 bin 395 geçiş belgesi verildiğini, bu rakamın geçtiğimiz yıl 854 bin 311'e düştüğünü kaydetti. Dinçşahin, 2009 Aralık'ta ise istenilen düzeyde olmasa da bazı gelişmeler gözlenmeye başladığını sözlerine ekledi. Dış Ticaret Müsteşarlığı (DTM) verilerine göre küresel kriz ortamında Türkiye 2009 yılını, ihracatta yüzde 22.6 ve ithalatta ise yüzde 30.3 azalma ile kapattığına işaret eden Dinçşahin, küresel kriz öncesinde yüzde 60'lara varan ihracatımızdaki AB payının 2008'in son aylarından itibaren düşüşe geçerek yüzde 46'ya kadar gerilediğini söyledi.
BULGARİSTAN, RUSYA ve YUNANİSTAN SORUNLARI "Özellikle 2005 yılında başlatılan ve sonraki yıllarda da yoğunluk verilen "Komşu Ülkelerle Ticaretin Geliştirilmesi" ve Afrika-Ortadoğu-Asya gibi gelişen pazarlara yönelik açılım stratejilerinin bir sonucu olarak Afrika ülkelerinin (özellikle Kuzey Afrika) ihracatımızdaki payının yüzde 4.4'lerden yüzde 7.3'e ciddi oranda arttığı, aynı zamanda Asya ülkelerinin payında da artış olduğu görülmektedir" diyen Dinçşahin şunları söyledi: "Global krizin etkisini gösterdiği 2009'da ülkemiz taşımacılık sektörü diğer ülkelerden kaynaklanan çeşitli sorunlar ile de olumsuz etkilenmiştir. Bu sorunların başında; Bulgaristan tarafından uygulanan 200 litre akaryakıt kısıtlaması, Rusya geçiş belgesi sorunu ve Yunanistan geçiş belgesi sorunu sayılabilir. Özellikle 200 litre kısıtlaması ve Rusya sorunu kamunun da büyük desteğiyle çözüme kavuşturulmuştur. Suriye ile gerçekleştirilen çeşitli görüşmeler iki ülke arasındaki işbirliğini daha da pekiştirmiş ve bunun sonucu olarak sektörümüz adına hedeflemiş olduğumuz ikili taşımalardaki geçiş ücreti kaldırılmıştır. Suudi Arabistan vizelerindeki sürelerin 3 aya çıkartılması da bir diğer olumlu gelişme olmuştur. 2009 yılında Hükümet tarafından açıklanan 'Teşvik Paketi' sektörün ihtiyaçlarını karşılamaya yetersiz kalırken; taşımacılık ve lojistik firmalarımızın 'kredi kaynaklarına' erişebilmeleri için, UND'nin özel sektör adına çalışmaları sonucunda Eximbank ve Kredi Garanti Fonu ile sağlanan işbirliği aracılığıyla, sektörümüzün ihtiyaçlarına sınırlı da olsa yeni bir kaynak sağlanmıştır. UND, tehlikeli madde taşımacılığı mevzuatı ve dijital takograf konularında hazırlıklarını yapmış olup; UND Eğitim Merkezi'nde Aralık 2009'dan itibaren sürüş ve dinlenme saatleri, son değişiklikler ışığında AETR ve AB Komisyonu Kararları çerçevesinde sürüş ve dinlenme saatleri, analog ve dijital takograf kullanım koşulları gibi konuları içeren eğitimleri vermeye başlamıştır.
LOJİSTİK KÖY Olumlu gelişmelere rağmen, İstanbul'da yaşanan sel felaketi hepimizi derinden üzmüştür. Meydana gelen sel felaketinde de görüldüğü üzere, lojistik faaliyetlerin İstanbul gibi büyük bir kent içerisinde bu kadar dağınık ve plansız olarak gerçekleştirilmeye çalışılması, artık faaliyetlerin gerçekleştirilebilirliğini de tehdit etmeye başlamış; artan faaliyetlerimiz karşısında yetersiz kalan altyapılar aslında basit önlemlerle zayiat verilmemesi mümkün olan bu tür bir sel olayında 'felakete dönüşmüş', can ve mal kaybına yol açmıştır. Halen Avrupa'da 8 ülkede toplam 100'den fazla organize lojistik bölgesi ya da yaygın tabiriyle 'Lojistik Köy' kurulmuştur. AB'ye üye olmaya hazırlanan ülkemizde ise lojistik köy ya da lojistik merkez yapıları sadece 'söylenceden' ibaret kalmaktadır. Diğer yandan, 2009'da AB üyesi olma yolunda ilerlediğimiz bu günlerde karşımıza çıkan bazı mevzuat değişiklikleri taşımaların kesintisiz yapılmasını engelleyecek ölçüde olmuştur. Özellikle, antrepolara geçici depolanan eşya statüsünde eşya konulabilmesi uygulamasına son verilmesi, ardından beyannamelere çıkış kapısı, plaka yazma zorunluluğu gibi uygulamalar ihracatımızın önünde yavaşlatıcı faktörler olarak yer almaktadır. 2009'da açıklanan 'Teşvik Paketi' taşımacılık sektörü firmalarımızın beklentilerini karşılamaktan çok uzaktır. Sektör, devletten, yurtdışındaki rakipleri ile eşdeğer destek talep etmektedir. 2009 yılı başındaki ve sonundaki değerler baz alındığında yurtiçi akaryakıt fiyatında gözlemlenen değişim yüzde 23 dolayında seyretmektedir. Taşıma giderlerinin en önemli payına sahip bir üründeki böyle önemli bir artışa karşın navlun fiyatları bırakın yükselmeyi, ekonomik krizinde etkisiyle düşmektedir. Derneğimiz geçtiğimiz yıl olumsuz etkileri ortaya çıkan global krizden fırsatlar yaratma, sektörümüzün önündeki engelleri aşma ve geleceğe yönelik yeni yatırım projeleri ile ilgili çalışmalarına daha da hız kazandırmıştır. Özellikle yeni pazarlar ve bunlara yönelik çalışmaların önemi daha da artmıştır. Türkiye'nin mevcut kaynaklarıyla ciddi bir 'lojistik üs' olma avantajına sahip olduğunu unutmamak gerekiyor. Türkiye olarak bu sektöre yapacağımız yatırımlarla 2023 için hedeflediğimiz 'lojistik üs' olma hedefimizi gerçekleştirir, Asya'dan Avrupa'ya ve ötesine akan ticarette ve taşımalarda ciddi pay sahibi olabiliriz. Avrupa'ya yönelik taşımalarda çoğu Avrupa ülkesi tarafından Türk nakliyecilerine uygulanan geçiş belgesi kotalarının bu ülkelere yönelik taşımaların gerçekleştirilmesini kısıtlayacak ölçüde yetersiz kalması nedeniyle; Türk nakliyecilerinin alternatif güzergah arayışları artarak sürmektedir. Samsun, Trabzon ve Zonguldak başta olmak üzere Türkiye'nin gelişmekte olan limanlarının, yeterli ve uygun intermodal altyapıları ve lojistik sistemleri ile desteklenerek etkin hale getirilmesi Avrupa-Asya bağlantılarının gelişimi açısından da önemli bir açılım olacaktır. Özel sektör adına daha fazla proje geliştirerek bu projelerin AB'nin halen süren 'Trans-Avrupa Ulaşım Ağlarının Revizyonu' süreci gündemine tam olarak girmesini sağlamamız gerekmektedir. Aynı zamanda; Koper (Slovenya), Rijeka (Hırvatistan) veya Marsilya Limanları'na yönelik Ro-Ro seferlerin tesis edilebilmesi, Karadeniz Bölgesinde ise Köstence Limanı'na (Romanya) Ro-Ro hattının kurulması, Ukrayna ve Rusya'ya yeni Ro-Ro seferlerinin sunulması ve alternatif hatların geliştirilmesi büyük önem arz etmektedir. Ayrıca derneğimiz de ülkemizden Kuzey Afrika ve Akdeniz'e kıyısı olan Avrupa ülkelerine yönelik Ro-Ro seferlerinin uygulamaya konmasının, AB gündemine getirilmesini faydalı bulmaktadır.
1 TRİLYON DOLARLIK POTANSİYEL Karasu (Adapazarı) Limanı ve bölgedeki endüstriyel alanların işlevsel hale getirilmesi durumunda İstanbul Boğazı'nın, Karadeniz üzerinden iç bölgelere gelen yükü hafiflemiş olacak; bu liman ile Romanya başta olmak üzere Avrupa ülkeleri arasında kurulacak bir Ro-Ro hattı ise Avrupa'ya taşımalarımız rahatlamış olacaktır. Türkiye'nin, gerek TRACECA gerekse IRU platformunda yürütülen İpek Yolu'nun Yeniden Canlandırılması Projesi kapsamında 1 trilyon dolar potansiyelli Doğu-Batı ticaretinden pay alması (Bu ticaretin Türk nakliyecileri tarafından taşınması) için bu güzergah üzerinde, eski İpek Yolu'nda olduğu kadar aktif olması gerekmektedir. UND, bu platformlardaki çalışmaları ve projeleri yakından takip etmekte ve aktif katılım sağlamaktadır."
|
 |
|